fazilet

DETERJANIN ZARARLARI - HASTALIKLARI


Deterjanın Türkiye'de yolaçtığı zararlar ve hastalıklar konusunda yetkililerin basında yer alan açıklamalarından bazıları:

«Başta ABD olmak üzere İsveç, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerde bizdeki deterjanlar kullanılmıyor. Bizim gibi bir kaç devlet ise hâlâ kullanıyor. Türkiye'de üretilen bütün deterjanlar sağlığa aykırıdır. Bunlar ne kadar durulanırsa durulansın, suda erimediği için cismin gözeneklerinde kalıyor ve çamaşırdan çıkmıyor. Bu kalıntılar, vücutta tahribat yaparak zararlı neticeler doğuruyor. Bunlar adamın tırnağının arasından bile vücuda girer. Yediğimiz yemeklerle bağırsaklara, oradan kana geçer. Ülsere ve daha bir çok hastalıklara sebep olur. Kadın ve erkeğin yumurtalıklarında birikerek kısırlığa bile yol açar. Bu teknolojinin değişmesi için çalışıyoruz.>>

İSTANBUL VE 7 TEPESİ


İstanbul'un 7 tepe üzerine kurulu bulunduğunu hemen hemen herkes bilir İstanbul ambleminde de yer alan 7 tepe şunlardır :

1 — Topkapı Sarayı, Ayasofya ye Sultanahmed Camiinin bulunduğu tepe.
2 — Çemberlitaş ve Nuruosmaniye Camiilerinin bulunduğu tepe.
3 — Beyazıt Camii, Süleymaniye Camii ve Üniversitenin merkez binasının bulunduğu tepe.
4 — Fatih Camiinin bulunduğu tepe.
5 — Çarçamba'da Sultan Selim Camiinin bulunduğu tepe.
6 — Edirnekapı'da Mihrimah Camiinin bulunduğu tepe.
7 — Altınmermer (Samatya) tepesi.

İstanbul için pek çok şair asırlar boyunca nefis şiirler yazmış, bu muhteşem beldenin güzelliklerini, üstünlüklerini dile getirmeye çalışmıştır. Bunlar arasinda Divan şairlerinden Nedim'in;

«Bu şehr-i Stanbul ki bimisl-i bahâdır;
Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır;
Bir gevheri yekpare iki bahr arasında;
Hurşid-i cihantâb'.'ile tartılsa sezâdır;
Camilerinin her biri bir kûh-i tecelli,

FERMUAR DİKMEK


Fermuar dikmek ilk bakışta sanıldığı kadar kolay bir şey değildir. Eğer bir tarafı pot yaparsa görünüş çok çirkin olur.

Bunu Önlemek için dikmeden önce, fermuar açılıp, bir tarafı iğnelenip teyellenir,
Daha sonra fermuar kapatılıp öbür tarafı da iğneleyip teyellenir.
Bundan sonra rahatça makinede dikilebilir.

AYASOFYA'DA İLK CUMA NAMAZI


Sultan Fatih Mehmed, Bizanslıların İstanbul'u Türklere teslim etmeleri üzerine, öğlen üzeri Topkapı' dan şehre girdi.

Padişah, Bizans halkının tezahüratı ve Türk askerinin tekbir ve ezanları ile Ayasofya'ya geldi. Mâ'bedde toplanmış olan kadınlı - erkekli onbinlerce halk, başlarında büyük rütbeli rahipler olduğu halde, Doğu Roma Fatih'ini at üzerinde mabedin Kapısının önünde görünce ağlayarak secdeye kapandılar.

Büyük Türk Hakanı onları sükûta ve sükûna dâvet etti. Sonra beşer tarihinin ender gördüğü şu tarihî cümleleri ile hükmünü açıkladı :

«Kalkınız. Ben Sultan Mehmed, hepinize söylüyorum ki bu andan itibaren artık ne hayatınız, ne de hürriyetiniz hususunda gazab-ı Şahanemden korkmaymız.»

HAZİRAN AYI

Haziran'da her yer gülistan olur, Nur ile açılır, pembe goncalar. O kum topraklar, bağ, bostan olur Türlü türlü sebze verir bahçeler.

Havaların iyiden iyiye ısınmasıyla kıyılarda deniz mevsimi açılır. Filizkoparan, Karaerik, Gündönümü ve Ülker Doğumu fırtınaları bu ay içindedir. Ülker Doğumu fırtınası ayın ilk yarısında yağışlara yol açar.

Sağlık: Sivrisineklerin üreyip istilaya başlaması sebebiyle sıtma kendini gösterebilir. Sıcaklar dolayısıyla beslenmede etli ve zeytinyağlı sebze yemekleri tercih edilmelidir. Çeşitli meyveler, marul ve salata yenilmesi faydalıdır.
Meyvecilik : Ağaçların sık meyveleri seyrekleştirilir. Ayın 22'sine kadar yaprak aşısına devam edilir. Fındıklar çapalamr.

Sebzecilik: Hindiba, turp, karnabahar, maydanoz, hıyar, bezelye, fasulye, patlıcan, kış pırasası, kavun, karpuz ve domates fidanlarının güçlenmeleri için ilk iki yaprağının filizleri koparılır. Yetişmiş bezelye ve fasulyelere sırık dikilir. Sabahları bolca ye akşamları orta surette sulanır.

İSTANBUL'UN FETHİ ÜZERİNE

İstanbul'un fethi, Türk tarihinin en mühim hadisesi ve Türklerin tarihte kazandığı zaferlerin en muhteşemidir.

Bütün İslâm dünyasını da büyük bir sevince boğan bu fetih dolayısıyla günlerce süren şenlikler yapılmış, camilerde sehidlerin ruhlarına hatimler okunmuştur. Tarih boyunca 26 defa kuşatılmış olan İstanbul'un fethinin Fatih Sultan Mehmed Han'a nasip olması, şüphesiz bir «Kader-i ilâhî» idi.

İstanbul fethini gören bir Hıristiyan tarihçi, Fatih Sultan Mehmed Han için :

«Sonunda o kahraman Türk, imparator statüsündeki 74 kumandan tarafından savunulan muhteşem İstanbul'u aldı. Fatih, şan ve şeref bakımından, İskender'i ve Roma'yı geçmiş oldu.»

Trabzonlu Georgis ise :

«İkinci Mehmed şüphesiz Kiros'tan, İskender'den ve Sezar'dan büyüktür...»

Bizans tarihçisi Prens Dukas ise:

«Böyle bir harikayı kim gördü ve kim işitti. İkinci Mehmed, karayı denize tahvil etti ve gemileri dalgalar yerine dalların tepelerin-den geçirdi.» demiştir.

BÜYÜK FETİH

İstanbul'umuz, 1453'ün 6 Nisan - 29 Mayıs günleri arasında 53 gün süren muhasaradan sonra Türk mücahidlerine kucağını açmıştı.

«Fatih» unvanını, bu büyük fütuhatı ile kazanan Sultan II. Mehmed Han, otağını, Topkapı Maltepe'de kurdu. Topkapı-Edir-nekapı arasındaki merkez cephesini bizzat idare etti. Sağ ve sol cenahlarını Vezir-i Azam Çandarlı Halil ve Vezir Sarıca Paşalara verdi. Merkez cephesinden, Marmara sahiline kadar Ordunun umumi sağ kanadında Anadolu askerleri ve başlarında Anadolu Beylerbeyi İshak Paşa, Halic'e kadar uzanan sol kanatta Rumeli askerleri ve başlarında Rumeli Beylerbeyi Dayı Karaca Paşa vardı. Deniz cephelerinde de Marmara'da Hamza Bey, Haliç'te Zağnos Mehmet Paşa bulunuyordu. Bunların vazifesi; sahil boyundaki sura mümkün olduğu kadar yaklaşıp devamlı bir ateş açmaktı.

KUDUZ HASTALIĞI

Kuduz hastalığı yapan, bir virüstür. Kudurmuş köpek, kedi, at ve başka hayvanların insanları ısırması veya salyalarının yaraya sürünmesiyle hastalık virüsü vücuda girer ve 1 - 2 aylık, bazan da daha uzun bir kuluçkadan sonra hastalık meydana gelir. Okul çocuklarında oldukça sık görülür.

Hastalıktan korunmak bakımından köpeklerdeki hastalık belirtilerini bilmek faydalıdır. Kuduz köpekler ya kızgın olurlar, herkese saldırırlar, kilometreler-ce koşarak gördükleri her canlı şeyi ısırırlar ve sonunda uyuşarak yere düşerler veyahut başlangıçtan itibaren uyuşukturlar, yerden kalkmazlar, dil dışarıda ve bol miktarda salyalıdır ve yutmada güçlük çek-mektedir. Bu tipte köpeğin sahibi kuduzdan şüphelenmeyerek, hayvanın boğazına bir şey kaçmış olduğunu zannedebilir.

TEDBİRSİZLİK HIRSIZA DAVETİYEDİR

Elbette kimse evinin hırsızlar tarafından ziyaret edilmesini istemez. Ama bazı zaman farkında olmadan yaptığımız şeyler, küçük ihmaller bu davetsiz misafirlerin iştahını kabartır. O halde :

• Bir kere, gündüzleri perdeleri, panjurları sımsıkı kapamayın,

• Garaj, kömürlük kapılarınızı açık, kilitsiz bırakmayın. İçerdeki merdiven ve âlet edevattan yararlanabilir hırsız.

• Kediniz rahatça girip çıksın diye pencereyi aralık bırakmayın.

• Gelenin kim olduğunu anlamadan kapıyı açmayın.

• Pencere önüne dizilmiş şişe ve süs eşyalarının hırsızın içeri girmesini geciktirdiğini unutmayın, gecikmekten sakınır zira.

• Alt katlardaki pencere ve cam kapılara demir parmaklık geçirin.

• Bir gece anahtarı evde unuttuğunuzu farzedip evin çevresinde bir dolaşın. Eve nasıl girebileceğinizi düşünün. Ve güvenlik tedbirlerini ona göre arttırın.

PEYGAMBERİMİZİ GÖRMEDEN İMAN EDELER

— Kardeşlerime ne zaman kavuşacağım (acaba)?
— Biz senin kardeşlerin değil miyiz? dediler.
— Siz, benim Eshabımsınız, kardeşlerim, beni görmeden bana îman edenlerdir. Onları pek özledim! (Râmuzulehadis 4813.)

HADÎS-İ ŞERİF

İçeriği paylaş

Son yorumlar

Anket

Fazilet.org taki konuları nasıl değerlendiriyorsunuz: